2019 Seçimleri Sonrası Cezayir'in Gidişatı

Giriş

Cumhurbaşkanı Abdulaziz Buteflika’nın beşinci kez cumhurbaşkanlığı adaylığını ilan etmesinin ardından geçen yıl şubat ayında Cezayir’in başkentinde ve diğer birçok ilde halk sokaklara akın ederek duruma tepki gösterdi.

Genelkurmay Başkanı Ahmed Kayid Salih 26 Mart tarihinde, ülkede baş gösteren krizi sonlandıracak anayasal bir çıkış yolu önerdi. Salih, ‘Tehlikeli veya kronik hastalık gibi nedenlerle artık Cumhurbaşkanının görevlerini yerine getirmesinin imkânsız olduğunu’ ortaya koyan Cezayir Anayasası'nın 102. maddesinin ilan edilmesini teklif etti. Böylece, 22 Nisan 2019 Salı günü Buteflika istifasını sunarak görevinden ayrıldı.

Diğer taraftan Genelkurmay Başkanı Salih, protestocuların; 4 Temmuz'da yapılması planlanan seçimlerin ertelenmesi ve Buteflika iktidarı döneminde yüksek makamlara gelen yöneticilerin bulundukları makamlardan uzaklaştırılmaları yönündeki taleplerini ise reddetti.

Çeyrek asır süreyle Cezayir’e hükmeden Abdulaziz Buteflika'nın istifası sonrası geçici olarak Cumhurbaşkanı seçilen Abdülkadir bin Salih, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin 12 Aralık'ta yapılacağını duyurdu.

Geçen yıl (2019) 13 Aralık'ta Cezayir Seçim Kurulu, aday Abdulmecid Tebbun’un cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazandığını açıkladı. Tebbun’un oyların yüzde 58'ini aldığı kaydedildi. Bağımsız Seçim Komisyonu tarafından yapılan açıklamada, seçime katılım oranının yüzde 41,14’e ulaştığı bilgisine yer verildi.

74 yaşında olan Tebbun, Ulusal Kurtuluş Cephesi’nin en önde gelen üyelerinden birisi. Tebbun, Buteflika iktidarı sırasında Ticaret ve İskân, Bayındırlık İşleri ve Kültür Bakanlığı gibi çeşitli görevlerde bulundu. Ayrıca cumhurbaşkanlığı makamından sonra ülkenin en üst makamı olan başbakanlık görevini üstlendi. 

Tebbun, “Değişime bağlıyız ve buna gücümüz yeter” sloganıyla yürüttüğü seçim kampanyasının başında, kazanması durumunda 54 siyasi hedefini sahada gerçekleştireceğini vaat etmişti. Bu vaatlerin en önemlileri şu şekilde sıralanabilir: “Anayasanın gözden geçirilmesi, devlet başkanının yetkilerinin azaltılması, seçim yasasının değiştirilmesi, para ile siyasetin birbirinden ayrılması, muhalefet ve göstericilerle diyalog kurmak.” Verilen vaatlerin ekseriyeti, ekonomik sorunların çözüme kavuşturulması ve sosyal hayatın iyileştirilmesi gibi konularla ilgilidir. Dış politika alanında ise, eski Başbakan Tebbun ulusal kalkınmaya hizmet etmek için "ekonomik diplomasiyi" sürdürmeyi önerdi.  Aynı şekilde Cezayir'in yurtdışındaki imajının iyi bir ivme kazanması için dini ve kültürel diplomasiye önem verilmesi gerektiğine dikkat çekti.  

Eski Başbakan Abdulmecid Tebbun, seçimin ilk turunda Cezayir’in yeni Cumhurbaşkanı seçildi. Bunun üzerine Cezayir'in bazı bölgelerinde seçimlere ve Tebbun'un zaferine karşı protestolar düzenlendi.

Bu dosyada, Cezayir toplumunun büyük bir kısmının cumhurbaşkanlığı seçimlerini reddetmesi, Tebbun’un seçimlerdeki zaferine rağmen protestoların devam etmesi ve halkın tatmin olmayışının arkasında yatan nedenler ele alınacak. Aynı şekilde diğer ülkelerin Cezayir'in mevcut durumuna karşı nasıl bir tutum sergileyeceği araştırılacak.

Cezayir’deki Siyasi Rejimin Bileşenlerini Analiz Etmek

Cezayir'deki mevcut siyasi krizi anlamak için, eski siyasi rejimin bileşenlerini ve karmaşık yapısını kısaca analiz etmek gerekmektedir.

Cezayir siyasi rejimi iki modelle anlaşılabilir. Birincisi, hükümet kisvesi altında ülkeyi dolaylı olarak yöneten ordunun rolüne dayanan siyasi rejim. İkincisi ise, Bazı Arap ülkelerinin dayandığı refah devleti modeli. Bu yaklaşım, petrol ve doğal gaz gelirlerinin demokrasiyi engellediği, nepotizm ve popülizm üzerinden otoriter rejimlerin güçlendirilmesine ve petrol servetinin dağıtılmasına yol açıyor.

Cezayir, yetkisi olmayan sivil bir liderin öne sürülmesiyle perde arkasında fiili olarak ordu tarafından yönetilen bir ülkeydi. Buteflika, yönetiminin ilk yıllarında ordunun otoritesine karşı direnmeye çalıştı. Buteflika’nın nispeten başarılı olduğu düşünülüyor. Çünkü meşruiyetini ayakta tutma konusunda 3 kaynağa dayanıyordu. Her şeyden önce sömürgecilikle savaşan devrimci kuşağa sırtını vermişti. İkincisi, ülkede yıllarca devam eden iç savaşı bitirmeyi başardı. Son olarak, petrol ve doğalgaz gelirlerini, kendisini her zaman destekleyecek sosyal bir yapıyı hedefleyen bir anlayışla dağıtma konusunda üstün bir kabiliyet sergiledi. Buteflika, iç savaşı sona erdirmek, devletin tüm kurumları üzerindeki etkisini artırmak ve güvenlik güçlerini kontrol etmek için petrol ve gaz gelirlerini kullandı. Buteflika, başkanlığını kalıcı ve daimî kılmak için bütün şartlarda kendisine destek verecek sağlam bir iş adamları sınıfı oluşturdu. Bu minvalde İslamcı İşçiler Sendikası’nı, kırsal dernekleri ve diğer birçok grubu destekledi.

Bu politika, Buteflika'yı Cezayir içinde ordunun geleneksel kontrolüne itiraz edebilecek, ordunun otoritesini sarsacak bir konuma getirecek  şekilde kendi destek üssünü inşa etmesini sağladı. 11 Eylül saldırıları sonrası da İslami gruplara karşı savaş ilan edilmesiyle Buteflika bu savaşta faydalı bir ortak oldu.

 

İnfografik

Cezayir’deki Protestolar ve Nedenleri

Protestoların başlangıcında göstericilerin talepleri, Buteflika'nın beşinci kez cumhurbaşkanlığı adaylığından çekilmesi ve siyasi iktidarın tamamıyla değişmesiydi. Çünkü göstericilerin de belirttiği gibi dönemin siyasi sitemi politik ve ekonomik bir diktatörlüğün yanı sıra yönetimin gizlice paylaşılma biçimiydi. Petrol ve gaz gelirleri egemen küçük bir sınıfın ve Kurtuluş Cephesi’nin tekelindeydi. Güvenlik birimleri yabancı birtakım unsurların lehine hizmet vermekteydi. Ekonomik özgürlüğün olmaması, kötü iş ortamı ve eşitsizlik gibi diğer bazı konular da protestocuların talep ve sloganlarına arasında yer almaktaydı.

Buteflika istifa ettikten ve ordu yönetimi kontrolü ele aldıktan sonra, eski siyasi düzende yer alan yöneticiler için çok partili seçimler düzenlendi. Oy pusulasında Demokratik Ulusal Birlik Partisi Genel Sekreteri ve Eski Kültür Bakanı İzzeddin Meyhubi, eski başbakanlar ve Özgürlük Öncüleri Partisi Başkanı Ali Benflis, son hükümetinin Başbakanı Abdulmecid Tebbun, Gelecek Cephesi Başkanı Abdulaziz Biliyd ve Ulusal Bina Hareketi Başkanı Abdulkadir bin Karine olmak üzere 5 isim yer alıyordu. Aday gösterilen kişilerin eski rejimin veya halkı sokaklara döken diktatörlük rejiminin ve derin devletin bir parçası olduğu açıkça görülüyor.

Yapılan seçimlerde resmî sonuçlara göre cumhurbaşkanlığı seçiminin birinci turunda oyların yüzde 58'ini alan eski Başbakan Abdulmecid Tebbun, Cezayir’in yeni Cumhurbaşkanı seçildi.

Cezayir, seçimler sırasında ve sonrasında çok sayıda şehirde, özellikle başkentte ve birçok aşiretin yaşadığı Kabail bölgesinde, cumhurbaşkanlığı seçimlerine ve Tebbun'un zaferine karşı büyük protestolara tanık oldu. Protestocu muhalifler Tebbun’u, yasal bir krizle karşı karşıya kalmaktan öte onu eski rejimin bir parçası ve yıllardır ülkeyi yöneten ve ordu tarafından desteklenen siyasi bir yönetici olarak görmekte. Zira Buteflika, iktidarı döneminde meydana gelen savaşlara katılımını Cezayir cumhurbaşkanı olarak makamını meşrulaştırmış ve koltuğunu sağlama almıştı. Diğer yönden aynı meşruiyet Tebbun için söz konusu olmadı. Tebbun’a meşruiyet kazandıracak bir alternatif henüz oluşmuş değil.

Ekonomik Çıkmazlar ve Yolsuzluk

Cezayir ekonomisi, gayrisafi millihasılanın yaklaşık yüzde 30'unu, bütçe gelirinin yüzde 60'ı ve ihracat kazançlarının yüzde 95'ini teşkil eden petrol ve gaz sektörüne bağımlı durumda. Zamanında yönetimde bariz hataların yapılmasıyla enerji sektörüne yönelik olumsuz yansımaları ortaya çıktı. Yöneticilik ve idari düzeydeki değişiklikler yabancı yatırımların caymasına yol açarak yeni projelerle petrol ve gaz sektörüne ilişkin gelişmelerin önü kesildi. Bunlara ek olarak, enerji gelirleri 2007'ye oranla 2018’de 76 milyar dolardan 33,3 milyar dolara geriledi. İç tüketimdeki artışla birlikte ihracat miktarlarında bir azalma oldu. Bu da enflasyon oranında bir artışa ve halkın alım gücünde bir azalmaya neden oldu. Petrol fiyatlarında düşüşlerin yaşanmasıyla da sosyal barışı sağlamak daha karmaşık hale geldi.

Birçok Cezayirli eylemciye göre, Buteflika’nın galip geldiği son seçimden sonra ülkede istikrarın hâkim olmasıyla kamu harcamalarında azalma kaydedileceği bekleniyordu. Beklentilerin gerçekleşmemesi, Buteflika’nın başını çektiği siyasi rejimin değişme sürecini başlatan ilk kıvılcım oldu.        

Ekonomik sorunların büyüklüğüne rağmen, protestolar öncesinde yapılan anketlerden birinde, her 10 kişiden 4'ünün, bütün sorunların ekonomi ve yaşam zorluğundan kaynaklandığını ifade ettikleri belirtilmişti. Ankette, her 10 kişiden 6’sı yani toplumun çoğunluğu ise, “rejime ve yolsuzluğa karşı çıktığımız için protestolara katıldık” şeklinde beyanatta bulundukları kaydedilmişti. Anket, insanların üçte ikisinin sağlık ve eğitim hizmetlerinden memnun olmadığını da ortaya koymuştu.

Cezayir'in Bölgesel ve Uluslararası Durumu  

Avrupa Birliği Cezayir'de en etkili taraf konumunda. Cezayir’in ihracat yaptığı ülkelerin başında İtalya, İspanya ve Fransa gibi ülkeler yer alıyor. Avrupa ülkeleri gaz ihtiyacının yüzde 30'undan fazlasını Cezayir'den ithal ediyor. Burada Fransa'nın yüzde 12 hissesi var. İtalya, gaz ihtiyacının yüzde 60’ını Cezayir’den temin ederek ülkenin en büyük alıcısı konumunda. İspanya ise yüzde 50 oranında gazını yine Cezayir’den alıyor. Gaz dışında, Avrupa Birliği Cezayir ile çeşitli bağlantılarını sürdürüyor. Göçmenleri ülkelerine iade etmeye ilişkin iki taraf arasında varılan ikili anlaşmalar haricinde Avrupa Birliği ile Cezayir arasında, bölgesel güvenlik, terörle mücadele, enerji diyaloğu, yasadışı göçle ilgili dosyaların tartışıldığı "5+5" dosyası gibi pek çok önemli konularda güçlü temaslar yürütülüyor. 

Cezayir, Avrupa ülkeleri açısından önemli bir jeopolitik konuma sahip. Güney Avrupa'dan sadece 130 kilometre uzaklıktaki ülke, terörle mücadelede uluslararası bir ortak. Dolayısıyla Cezayir İçinde herhangi bir kaos çıkmasının, Libya, Mali, Nijer ve Batı Sahra gibi komşu bölgelere de olumsuz etkileri olacağı anlamına geliyor.

Rusya,  Abdulmecid Tebbun’un cumhurbaşkanlığı zaferini ilk kutlayanlardan biriydi. Rusya Dışişleri Bakanlığı konuyla ilgili yaptığı açıklamasında, “Perşembe günü Cezayir'de gerçekleşen cumhurbaşkanlığı seçimi ülkenin ilerlemesinde önemli bir adım olduğunu” belirtmişti. Russia Today kanalı, Rusya Dışişleri Bakanlığı'ndan naklettiği bir haberinde Rusya’nın, “Cezayir’de yeni bir cumhurbaşkanı seçilmesinin Rusya’nın Cezayir ile ilişkilerini güçlendireceğine dair umutlu olduğunu” ifade etmişti.

Moskova, Arap Baharı devrimlerinden sonra genel itibariyle orduların desteklediği rejimlerin yanında saf tutmayı tercih etti. Moskova, Buteflika'dan sonra güç değişimlerini ve siyaset sahnesinde ki hareketliliği dikkatle izliyor. Nitekim Moskova'nın enerji sektöründe ve gaz ihracatı için boru hatlarının altyapısını geliştirme konularında Cezayir’de ciddi yatırımları bulunuyor. Ayrıca Cezayir, Rus askeri teçhizatlarının üçüncü büyük ithalatçısı konumunda. Aynı şekilde son zamanlarda, Cezayir sınırında meydana gelen olayların bastırılması hususunda Cezayir ve Rusya arasında büyük bir yakınlaşma ve görüş birliği yaşandı. Yarım asırdır devam eden Batı Sahra sorunu ve NATO'nun Libya'ya müdahalesine karşı da iki ülke ortak bir tutum sergiledi. Bütün bu ortak noktalara, Suriye'deki Esed rejiminin meşruiyetini destekleme konusu da eklenebilir. Ancak ayrı düştükleri hususlar da yok değildir. Örneğin, Avrupa pazarına en fazla gaz satan üçüncü ülke olması hasebiyle Cezayir, adeta Moskova ile rekabet eden bir konumda. Buna rağmen Moskova, Cezayir’de enerji sektörüne, rezervlerin araştırılmasına ve geliştirilmesine yatırım yapmayı sürdürmekle iş birliği hevesini kaybetmediğini gösteriyor.

Avrupa Birliği ve Rusya’nın bakışını aktardıktan sonra Arap ülkelerinin Cezayir’e bakış açılarını anlatmakta fayda var. Buteflika’nın beşinci kez adaylığını ilan etmesinin üzerine ülkenin dört bir yanında başlayan protestolara Arap ülkelerinin ihtiyatlı yaklaştıklarını söylemek mümkün. Ancak Arap Baharına karşı duran bazı Arap ülkeler aynı tutumu takınarak ordu tarafından desteklenen yönetimin yanında saf tuttular.  Buna mukabil bazı Arap devletleri de barışçıl gösteriler düzenleyen protestocuların yanında durdular ve medya aracılığıyla desteklerini esirgemediler.

 

Cezayir’de Beklenen Senaryolar

  • Birinci senaryo: Protestoların devam etmesi ve çemberinin genişlemesi

"Buteflika rejimi döneminden kalan yöneticilerin siyasetten uzaklaştırılması" ve "mevcut yönetimle seçimlerin yapılmaması" talebiyle devam eden gösterilerin gölgesinde cumhurbaşkanlığı seçimleri düzenlendi. Oy kullanmayarak seçimi boykot edenlerin oranının yüzde 60’larda olduğu göz önünde bulundurulursa protestoların devam etmesi, popüler barışçıl direnişin yoğunlaşması ve sivil toplumların eylemlerinin yükselişi yüksek ihtimal görünüyor. Cumhurbaşkanı Tebbun’un, askeri ve güvenlik birimleri üzerinde kontrolünü sağlayamaması halinde, bölgedeki gösterilerin bastırılması için güvenlik güçleri ve ordudan çok şiddetli baskılar devreye alınabileceği öngörülmekte ve bunun da ülkede büyük bir kaosa neden olacağı tahmin edilmektedir.

  • İkinci senaryo: Göstericilerle uzlaşma ve belli reformlar gerçekleştirme

Tepkilerini ortaya koymak adına sokaklara çıkmakta srar eden protestocular ve muhalefetle diyaloğa geçilmesi seçeneği de önümüzde durmaktadır. Bu çerçevede Cumhurbaşkanı Tebbun, karşı karşıya kaldığı siyasi manzarayı yeniden şekillendirmek, lehine çevirmek için erken seçim çağrısında bulunmasına tanık olabiliriz. Yine buna bağlı olarak bir dizi reformlar gerçekleştirilmesiyle göstericilerle uzlaşma yoluna gidilebilir ve eylemler sırasında tutuklanan protestocular affedilerek serbest bırakılabilir.

  • Üçüncü senaryo: Kaosun önlenmesi için uluslararası müdahale

Cezayir, bütçesi büyük ölçüde petrol ve gaz ihracatına bağlı olan ve gelirlerinin tamamını veya tamamına yakınını doğal kaynaklarının ihracından elde eden rantçı bir devlettir. Böyle bir devletin ayakta kalmasının yolu ise halkına hizmet sunmaktan geçmektedir. Bu nedenle, düşük petrol ve gaz gelirleri ve döviz rezervlerinin tükenmesi, devletin sosyal hizmetler sağlama becerisini ciddi manada tehdit edecek, toplumsal düzeni bozacaktır. Böylece Cezayir, siyasi alandaki istikrarını kaybedecek ve bu da onu kaosa karşı daha savunmasız hale getirecektir.

Ancak Cezayir'in bölgesel önemi ve Avrupa ülkeleri için enerji güvenliğini sağlamadaki önemi ışığında, bazı ülkeler yatırımlar yoluyla Cezayir'i ekonomik olarak desteklemek ve ekonomik çeşitliliği sağlamak için çalışabilir.

Bölgesel önemine ve Avrupa ülkeleri için enerji kaynağı olduğu gerçeği dikkate alınırsa bazı ülkelerin, Cezayir'in kaosun içine düşmesini önlemek ve istikrarın tekrar hâkim olması için ekonomik olarak harekete geçebileceği öngörülebilir. Bu kapsamda yatırımlarla Cezayir ekonomisi güçlendirilir ve pazar çeşitliliğini sağlamak mümkün olabilir.

Özet

Buteflika’nın devlet kurumları üzerindeki otoritesini güçlendirmek planı üzerine kurduğu siyasi rejim, halk ve devlet arasında büyük bir boşluk yaratmakla birlikte ülkede var olan yolsuzluğu yeni boyutlara taşıyarak olumsuz ekonomi yönetiminin daha da kötü bir hal almasına neden oldu. Zaman içerisinde derin devleti de kuşatan bu rejim, son seçimlerde de kendini gösterdi. Cezayir’in derin devletine karşı mücadele edecek kalibredeki bir şahsın veya partinin iktidara gelmesinin engellenmesi, düzenlenen seçimlerde aday olan 5 ismin tamamının eski dönemlerin simgeleri olması ve Tebbun’un Cumhurbaşkanı seçilmesi bütün bunlar derin devletin yani Buteflika’nın kurduğu otoritenin sonuçlarıdır.

Halkın tepkisi, seçimlere ve Tebbun’un cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturmasına karşı devam eden protestolar, Cezayir'de güven ortamının yok olması ve siyasi bir kaosun meydana gelmesi konusunda uluslararası bir korkuya yol açtı. Bu durum, son günlerde Libya'daki çatışmaların artmasıyla birlikte istikrarsızlığın tüm bölgeye hâkim olmasına neden olabilir.